| SORU:
Önümüzdeki ay 4 gün
boyunca yürüyüş yapacağımız bir geziye katılacagım bu
gezinin benim için eziyete dönüşmemesi için
önceden form girmek için en iyi yol nedir?
CEVAP: Uzun
yürüyüş yapacağımız bu tatil için henüz
önümüzde bir ay olduğunu unutmayın bu süre
içerisinde disiplinli ve hedefe yönelik haftada en az 4
veya 5 gün programlı ve planlı olarak çalışma
yapmalısınız unutmayınki öncelikli hedefimiz bu yürüyüşü
tamamlayacak kondisyon ve güce sahip olmak gerekir. Devamlılık
gerektiren bir faaliyet yapacagımız için hedefe yönerik
olarak 3 set, 15-20 tekrar arası kuvet çalışması yaparak
dahada güçlene bilirsiniz. Öncelikli kas gurubunuz
bacaklarınız oldugu için onları güçlendirmek için
mutlaka;
3
x 15-20 Squat
3
x 15-20 Leg extention
3
x 15-20 Lunge
haraketlerini
yapmalısınız.
SORU:
Gittim bir spor solonunda farklı ebatlarda denge topları bununuyor
kullandım topun ölçüsü bir şeyi değiştirirmi.
CEVAP:
Topların ebatları önemlidir ama asıl dikkat edmesi gereken hangi
kas grubunu çalıştırmak istedigimiz ve hedefimizin ne
oldugudur açılsal değişiklige neden olcagı için farklı
çalışma esnasına denen olurlar ama işin içine denge
giriyorsa ve yapılan hareket gerektiği formda yapıyorsa topun ölçüsü
çokta önemli değildir.
Düz
kısa bar veya ez barla çalışmanın birbirine karşı üstünlük
veya zayıf yönleri var mıdır?
Cevap: Biceps
için düz bar daha çok tercih edilmelidir. Çünkü
hem bicepsin dış kısmına ( bra chialis) daha çok
etkisi var hem de bicepsin tamamını dışa çeviriyor.Tek problem
ise bileklerde ağrı yapmasıdır, Z bar ‘ın avantajı ise
bilekleri rahatlatması ve konforlu olmasıdır. Zamanla eklemler
güçlendikçe düz barda daha rahat
çalışılabilir.
:Karın
kaslarını iyice belirginleştirebilmek için neler yapmak lazım
Cevap: PULLEY(makarada)
tapınma egzersizi mevcut programa ilave olarak 3 set yapıldığı
takdirde iyi bir sıkıştırma sağlar, karın kaslarını
belirginleştirmenin en mantıklı yolu yağ oranını azaltmaktır üzerini
örten yağ tabakası görünmesine mani olur.
Günümüzde
mide idmanlarının aynı diğer bölgeler gibi az tekrar ama ağır ve
yoğun yapılması öneriliyor. (Klasik 100-200 setli mekik
antrenmanları yerine) Bunun için de makarada tapınma, ya da
plakalı crunch ve sıkıştırma egzersizleri ideal.
Tekrar
sayıları maksimum olabilir, zaten plaka kullanarak yoğun ve sert
yapılan mide idmanlarında ise 20-25ten sonra hareket doğru
yapılmamaya başlıyor.
Bunun dışında bir de set aralarında çok
dinlenmemeye dikkat edilmeli. oluyor.
Soru:
Sağlıklı Beslenebilmek için Ofiste Neler Bulundurmalıyım?
Cevap:
İş yerindeki
yoğunluk ve bitmek bilmeyen toplantılar insanı günlük
beslenme alışkalıklarımızı altüst ediyor ve düzensiz
beslenmemize neden oluyor. Bunun sonucu ortaya çıkan ise göbek
bölgesinde yağlanma ve çalışma hayatındaki
fonksiyonlardaki düşüştür. Doktorumuz dolabınızda
bulundaracağınız bazı ara öğünlerin gün içerisindeki
yoğunluğun neden olduğu zihinsel fonksiyonlardaki azalmaya engel
olacağını söylüyor. Böylece kilo almaktan da kurtulmuş
olursunuz. Kurutulmuş meyveler, kuruyemiş ve diyet biskuviler hem
pratik bir yiyecek hemde kan şekerinin düşüklüğünün
yol açtığı yorgunluğu azaltmaktadır.
Soru: Fiziğim iyi ancak
spro salonunda hemen yoruluyorum, neyim var?
Cevap:
Bu gibi rahatsızlığı olan kişi antremana başlamadan önce çok
fazla miktarda hızlı sindirilebilen karbonhidrat tüketirse kan
şekeri yukarı fırlar ve egzersize başlayınca ya da aniden düşer.
Bunu önlemek için antrenmanların öncesinde hızlı
sindirilen karbonhidratlardan uzak durmak, onun yerine yavaş
sindirilen karbonhidratlar tüketilmelidir. Örneğin: domates
soslu tam tahılla makarnayla ızgara tavuk göğsü işinize
yarayacaktır.
Soru: Sporu bırakınca
ne oluyor?
Cevap:
Nefesim
tıkandı;
Akciğerler çalışmayınca güçsüzleşir. Bunun
için koşu bandında geçirdiğiniz ilk gün
kendinizden yüksek performans beklemeyin.
Eklemleri
yağla;
Uzun süre spor yapmamak eklem sıvısını eklem dokusunun
içerisinde haps olmasına yol açar. Spor yapmaya
başladığında bu sıvı dokunun dışına çıkarak eklemdeki
kıkırdağı yağlar ve rahat hareket etmemizi sağlar.
Soru: Spor yapmadığım günlerde de
metabolizmamın hızlı çalışmasını sağlamak için ne
yapabilirim?
Cevap:
Spor yapmak
metabolizmamızın çalışma hızını arttıran en önemli
etkenlerden biridir. Eğer uzun süredir, düzenli olarak spor
yapıyorsanız dinlenme günlerinizde metabolizmamızın hızının
düşmesinden endişe etmenize gerek yok.
Metabolizmamızın
çalışma hızının uykuylada ilişisi vardır. Geceleri 11 de
yatmak ve en az 6-7 saatlik uyku, bunun yanında düzgün
beslenmeyide unutmayın. Günlük öğün sayısını 6
‘ya çıkartınız.
Proteinler
nedir? Proteinler
vücudun en küçük birimi olan hücrelerin
esas yapısını oluştururlar ve hücrelerin büyük bir
bölümü proteinden oluşur. Hücreler sürekli
olarak değişip yenilenmektedir. Oluşan bu yenilenme ve değişme
olayları sırasında vücuttan sürekli olarak belli bir
miktarda protein dışarı atılır. Bu yüzden vücutta enerji
deposu olarak kullanılacak bir enerji deposu anlamında bir protein
deposu yoktur. Sadece kısa süreli yetersizlikleri giderecek
kadar az miktarda protein vücutta saklanabilir. Eğer vücut
protein almazsa yıkılan hücreler yenilenemez. Proteinler
sindirim enzimleri tarafından parçalandıklarında daha basit
yapıdaki amino asitlere ayrılmaktadırlar. Amino asitlerin bileşiminde
C (karbon), H (hidrojen), O (oksijen), N(azot) bulunur, ancak 3
a.a(amino asit) ’te bu elementlere ek olarak S (kükürt)
bulunur. 20 çeşit a.a vardır. Vücut tarafından
yapılamayan 8 çeşit a.a vardır ve bunlara elzem amino asit
denir. Vücuda alınan proteinin bir kısmı dışkı ile dışarı
atılır. Genellikle alınan proteinin %92 si sindirilir. Sindirimleri
midede başlar, daha sonra ince bağırsakta kana karışırlar ve kan
dolaşımı ile karaciğere taşınırlar. Karaciğerde aminoasitler enerjiye
dönüşürler, bu dönüşüm sırasında amino
asitlerden oluşan amonyak üreye dönüşerek idrar
yoluyla dışarı atılır. Kaynakları: Hayvansal
besinler:
Et, tavuk, balık, elzem aminoasitleri temin eder. Hayvansal
kaynaklı besinler: Yumurta, süt, peynir
Bitkisel besinler: Nohut, bezelye, fındık, tahıllar, ekmek,
pastalar Fonksiyonları: ■
Hücrelerin
yenilenmesi, ■
Enfeksiyonla
savaşan antikorların üretilmeleri, ■
Hücre
içi ve hücre dışı sıvılarının osmotik dengede tutulması,
■
Beden
fonksiyonlarının, sinir-kas çalışmasının koordinatörü
ve regülatörü olan hormonlar ve enzimler için
gereklidir. Gereksinim:
Günlük enerjinin %10-15’nin proteinden sağlanması
önerilir. Karışık beslenen bir kişide günlük protein
ihtiyacı kilosu başına 1g dır. Erişkin bir sporcunun günde
alması gereken protein miktarı 40-80 g arasındadır. Çünkü
aktif insanlar için derhal enerjiye dönüşebilmesi
için protein zayıf bir kaynaktır. Enerji, fazla alınacak
proteinle karşılanmak istenirse, bu fazla protein yağa dönüşür.
Dolayısıyla yağ depolanması artar. Yani protein fazlası kasa değil
yağa dönüşür. Fazla protein yenmesiyle suyunu ve temel
minerallerini ( K,potasyum; Ca, kalsiyum; Mg, magnezyum) yitirmiş bir
vücut ortaya çıkar. Hap ve toz şeklindeki ilave
protein çeşitleri performans için yararlı değildir.
Bunların sporcuya yararı olmadığı gibi, diyetteki fazla protein bazen
zararlı bile olabilmektedir. Çünkü protein
parçalandığı zaman vücuttan, organizmadan azot şeklinde
atılır. Fazla protein alımı, böbreklerden fazla azot atılması
durumunu ortaya çıkarır, bu da fazla su kullanılmasını
gerektirir. Yeterli su dengesinin vücut için
sürdürülebilmesi, bu bakımdan da, her zaman kolay
olmayabilir. Fazla proteinli besinlerin alınmaları durumunda,
bazı duyarlı kimselerde Gout (Damla Hastalığı) ortaya çıkabilir.
Buda performans için iyi değildir. Proteinin yetersiz
alımı sonucunda da anemi ortaya çıkabilir çünkü
alyuvarlarda (kırmızı kan hücreleri) oksijen taşıyan
hemoglobinin bir kısmı proteindir. Karbonhidrat ve yağın az
alınması sonucunda protein enerji için kullanılır ve 1g
protein 4 kaloridir. Sporcu, kendisine gereken proteini doğal
yoldan, günlük çeşitli ve normal diyeti ile
almalıdır.
Yağlar
(lipidler) nedir? Hayvan
ve bitki dokularının eter, benzin, kloform gibi yağ çözücülerinde
eriyen bölümlerine ham lipit denir. İçerisinde
değişik kimyasal yapıda organik öğeler vardır. Bunların en
önemliler yağlar, fosfolipitler, glikolipitler, steroidler ve
mumlardır. Yağlar, bir gliserol molekülü ile yağ
asitlerinin yapmış olduğu esterlerdir. Yağ asitleri, bir asit grubuna
zincir şeklinde eklenmiş karbon ve hidrojenlerden ibarettir.
Kullandığımız yağlar genellikle bir gliserol molekülünün
3 adet yağ asidi ile birleşmesi sonucu meydana gelen
trigliseritlerdir. Yağ asitleri doymuş ve doymamış olarak 2
grupta toplanır. Doymuş yağ asitlerinde, yağ asidi zincirindeki
karbonların zincir halinde olan bağlarının hepsi hidrojenle
bağlanmıştır. Doymamış yağ asitlerinde ise zincirdeki bir veya daha
fazla karbonun birer bağı hidrojenle bağlanmamıştır. Bu durumda
karbonlar arasında çift bağ mevcuttur. Doymamış yağ
asitlerindeki çift bağ sayısı beslenmede önemlidir
Zincirde tek çift bağ olan ve “oleik asit” diye
adlandırılan yağ asidi vücut tarafından yapılabilmektedir. Fakat
insan vücudu karbon zincirinde 2 çift bağı olan
“linoleik” ve 3 çift bağ bulunan “linolenik”
diye adlandırılan yağ asitlerini yapamamaktadır. Vücudun
dışarıdan almak zorunda olduğu bu elzem yağ asitleri prostoglandinler
adı altında toplanan hormonların yapımı, yağın damarlarda akıcılığı
ve büyüme için gereklidir. Doymamış yağ
asitleri, molekülde çift bağın sayısı ve bulunduğu yere
göre dizginlenmektedirler. Ve Ω-3, Ω -6 ve Ω
-9 diye üç grupta toplanırlar. Yağın sindirimi
genellikle incebağırsakta olur. Tükettiğimiz yağların büyük
bir bölümü uzun zincirli yağ asitleri içeren
trigilisretitlerdir. İnce bağırsakta yağ, safra ile karışarak su
içine girebilir yani emülsiyon durumuna gelir. Emülsiyon
olmadan bu uzun zincirli yağ asidi içeren yağların sindirimi
olanaksızdır. Emülsiyon durumuna geldikten sonra pankreastan
gelen lipaz enzimi ile parçalanırlar ve ince bağırsaklardan
kan ve lenf sistemine emilirler. Dolaşım sisteminde yağlar
proteinle birleşmiş olarak taşınır. Diğer bir deyişle kanda
lipo-protein olarak taşınır. Lipo-proteinlerde kanda kolesterolü
taşırlar. Vücuttaki kolesterol iki kaynaktan gelmektedir;
1.Yiyeceklerle
alınan kolesterol:
Sadece hayvansal ürünlerde bulunur. En fazla karaciğer ve
yumurta sarısında bulunur. 2.Vücutta
sentez edilen kolesterol: Vücutta
kolesterol metabolizması karaciğer tarafından denetlenir. Bu
mekanizma, diyetle alınan kolesterol miktarına göre ya sentezi
azaltmak ya da mevcut kolesterolü safra asitlerine çevirmekle
olur.
Kandaki
kolesterolün normal değeri 180-200mg /100ml’dir. Kanda
kolesterolün lipo-proteinlerle taşındığını söylemiştik.
Bunlar yüksek, düşük ve çok düşük
yoğunlukta olmak üzere üç grupta toplanır ve
İngilizce yazılımlarının baş harfleri ile HDL, LDL, VLDL olarak
bilinir. Yapılan araştırmalarda kandaki LDL oranın yüksek olması
kalp ve damar rahatsızlıklarının nedenleri arasında olduğu
saptanmıştır. Bu durumda damar içinde kolesterol birikerek
kanın normal dolaşımını engeller. Bu hastalık tablosuna damar
sertliği denir. LDL ’nin kanda düşük tutulması
gerekir. HDL ’nin kanda yükselmesi durumunda kolesterol
karaciğere taşınarak safra ve benzer ürünlere yıkılır,
damar sertliği olasılığı azalır. Bu nedenle kandaki normal kolesterol
düzeyi aşılmadan HDL ’nin mümkün olduğunca
yüksek, LDL ’nin de mümkün olduğunca düşük
olması gerekir. Doymamış yağ kullanımı, fiziksel aktivite, stresten
uzak durma HDL ’yi arttıran, doymuş yağ kullanımı, sigara
kullanımı, kilo alma, fiziksel egzersiz azlığı ise LDL ’yi
arttıran faktörler arasındadır. Genetikte bu durumu etkiler.
Kaynakları:
Omega-3
yağ asitleri:
Balık ve diğer su ürünlerinde bulunur, retina ve beynin
gelişimi, sağlığı için gereklidir ve diyette artırılması
koroner kalp hastalığının önlenmesine yardımcı olur. Doymuş
yağ asitleri:
Hayvansal yağlarda bulunur. Oleik
asit (Doymamış yağ asidi): Zeytinyağında
bulunur. İkiden
fazla çift bağı olan yağ asitleri:
Bitkisel sıvı yağlar, balık yağlarında mevcuttur. Fonksiyonları:
■
Vücuda
enerji verir. (Eşit miktardaki proteinin ve karbonhidrattın 2
katından daha fazla enerji verir) ■
Elzem
yağ asidi vücuda yağ ile alınır. ■
A-D-E-K
vitaminlerinin vücutta kullanılmasını sağlarlar. ■
Deri
altı yağ tabakası vücut ısısının kaybını önler. ■
İç
organları çevreleyerek, onları dış etkenlerde korurlar. ■
Midenin
boşalmasını geciktirerek tokluk hissi verir. ■
Östrojen
ve testosteronun yapısında bulunur. Yağ eksikliğinde salgılanma
bozulur Gereksinim:
Tükettiğimiz yağlar görünür ve görünmez
olarak iki grupta toplanır. Görünür yağlar, tereyağı,
sıvıyağ gibi yağlarken, görünmez olanlar etin, sütün
içindeki gibi yiyeceklerin bileşiminde olan yağlardır. Vücuda
alınan yağın yaklaşık yarısı görünmez yağlardır. Kişinin
günlük yağ alımının ne kadar olması gerektiğini belirlemek
güçtür.1 gr yağ 9 kaloridir ve günlük
alınan enerjinin %25-30 u yağlardan gelebilir.
Mineraller
nedir? Mineraller,
vücut ağarlığının yaklaşık % 3-5 ‘ini oluştururlar.
Vücutta pek çok işlevleri vardır. 1. Kemik
ve dişlerin yapısında bulunarak onların sertliğini ve dayanıklılığını
sağlarlar. Kalsiyum, fosfor, magnezyum 2. Vücut
sıvılarının yapısında bulunurlar ve asit baz dengesini sağlarlar.
Hücre dışı sıvılar için: sodyum, klorür için
önemlidir Hücre içi sıvılar ve kan için:
potasyum, magnezyum, flor… Kalsiyum:
Kaynakları:
Süt ve türevleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık, sert
sular… Fosfor:
Kaynakları: Süt ve türevleri, et, yumurta sarısı,
balık, fındık … Demir:
Kaynakları:
Kırmızı et özellikle karaciğer, yeşil yapraklı sebzeler,
yumurta, pekmez, kuru meyve...
Sodyum:
Kaynakları:
Tuzun %43’ü,karbonatın %30’u sodyumdur. Süt,
peynir, et, yumurta beyazı… Potasyum:
Kaynakları:
Yeşil yapraklı sebzeler, meyve (özellikle muz), meyve suyu, et,
çay, kahve, potasyum ve sodyumun yetersizliğinde kaslarda
kramp, kas yorgunluğu, kalp atışlarında düzensizlik, baş ağrısı,
kusma ve solumun yetmezliği görülür. İyot:
Kaynakları:
İyotlu tuz, deniz ürünleri… Çinko:
Kaynakları: Karaciğer, peynir, badem, ceviz… Magnezyum:
Kaynakları:
Badem, ceviz, fındık, fıstık, kuru baklagiller, yeşil yapraklı
sebzeler ve tahıllar… Fluorid:
Kaynakları: Su ve deniz ürünleri, çay…
Vitaminlerin
fonksiyonları nedir? Yapısı
ve fonksiyonları: Vitaminlerin farklı özel kimyasal yapıları
ve fiziksel fonksiyonları vardır. Genellikle metabolik süreçte
özel bir kimyasal reaksiyonu aktive ederler. Eğer vitamin
yetersizliği varsa bu süreç tamamlanamaz, hastalık
semptomları gelişir ve hastalık başlar. Bazı vitaminler yalnızca
besinlerden elde edilirken ( askorbik asit ( C vitamini) ), bazıları
ise besinlerde bulunan ön maddelerle vücutta vitamine
dönüştürülürler. (A vitamini, beta karo
tenden üretilir) . Bazı vitaminler de bağırsak bakterileri
tarafından üretilir. (K vitamini, B grup vitaminlerin çoğu).
D vitamini her zaman diyetle sağlanamaz, ön madde vücutta
üretilir ve güneş ışığının etkisi ile deride D vitaminine
dönüşür. Vitaminleri iki grupta
sınıflandırabiliriz. 1. Yağda eriyen
vitaminler: A, D, E, K vitaminler 2. Suda
eriyen vitaminler: B grup vitaminleri ve C vitamini Yağda eriyen
vitaminlerin gereksinimden fazla alınması zararlıdır, çünkü
vücuttan dışarı atılamaz. Suda eriyen vitaminlerin fazlası idrar
ile dışarı atılır bu nedenle bazı durumlar hariç genellikle
fazlası zararlı değildir. A
vitamini: Kaynakları:
Bitkisel kaynaklı olanlar beta karoten: Havuç, domates,
ıspanak, maydanoz, kayısı, şeftali. Hayvansal kaynaklı olanlar
retinol: Karaciğer, böbrek, balık yağı... D
vitamini:
Kaynakları: Karaciğer, balık yağı, zenginleştirilmiş margarin…
E
vitamini:
Kaynakları: Yeşil yapraklı sebzeler, yumurta sarısı, tereyağı,
fındık, ceviz, badem, bitkisel sıvı yağ… K
vitamini:
Kaynakları: Yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer… C
vitamini:
Kaynakları: Tüm sebze ve meyveler, özellikle koyu yeşil
yapraklı sebzeler, kivi, limon, portakal, patates… B1
vitamini: Kaynakları:
Kırmızı et, karaciğer, bütün tahıllar, esmer un… B2
vitamini: Kaynakları:
Süt ve süt ürünleri, tahıllar, kuru baklagiller,
yumurta… B3
vitamini: Kaynakları:
Rafine edilmemiş tahıllar, sebzeler… B6
vitamini: Kaynakları:
Bütün besinler… B12
vitamini: Kaynakları:
Protein bakımından zengin olan tüm besinler, hayvansal ürünler
(et), kuru baklagiller… Folik
asit: Kaynakları:
Karaciğer, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler… Biotin:
Kaynakları:
Hayvansal ve bitkisel besinlerin tümü…
Karbonhidratlar
nedir? ■
Karbonhidratlar,
özellikle bitkisel besinlerde çok yaygın olarak bulunur.
■
Klorofilli
bitkiler, güneş enerjisi, su ve karbondioksit kullanarak
karbonhidratları sentezleyebilirler. Güneş enerjisi
kullanıldığından bu olaya “ fotosentez “ denir. ■
Enerji,
moleküllerin kimyasal bağlarında “kimyasal enerji”
olarak depolanır.
■
Karbonhidratların
başlıca etkinliği enerji sağlamaktır. ■
1
g karbonhidrat 4 k.kalori enerji sağlamaktadır. ■
Günlük
enerjimizin çoğunu karbonhidratlardan sağlarız. İnsan
vücudunda karbonhidrat çok az miktarlarda, glikojen
olarak tutulur. Glikojen en çok karaciğerde yer alır. Diğer
organlarda ve kaslarda da bir miktar glikojen bulunur. ■
Kanda
glikoz şeklinde belirli miktarda bulunması, dokulara sürekli
enerji sağlanması bakımından önemlidir. ■
Yetişkin
insan vücudundaki toplam karbonhidrat miktarı % 1’in
altındadır. Karbonhidratlar; moleküllerindeki, basit
moleküllerin sayısına göre, başlıca 3 guruba ayrılır.
Monosakaritler
( Basit-şekerler = Tek şekerler) : Monosakaritler
daha küçük moleküllere ayrılamayan tek ve basit
şekerlerdir. Karbon sayıları genellikle 3-7 arasındadır. Beslenmede
önemli olan ve doğada yaygın olanlar 6 karbonludur. Beslenmede
önem taşıyan başlıca monosakaritler glikoz, früktoz ve
galaktozdur. Monosakaritler genellikle glikoza dönüşerek
kullanılır. Disakaritler
(İki moleküllü karbonhidratlar): İki
molekül- monosakaritin bir molekül su açığa
çıkararak birleşmesinden oluşurlar. Beslenmede önemli
olan disakaritler ; Sürkoz ( glikoz-froktoz,Sakaroz,- çay
şekeri), Maltoz(glikoz-glikoz) ve Laktoz(glikoz-galaktoz)dur
Polisakaritler
: ■
Çok
sayıda monosakaritlerin birleşmesi ile oluşur, yapılarında hem aynı
çeşitte hem de farklı çeşitte monosakarit bulunabilir.
■
Tatlı
değillerdir, alkalilere karşı dayanıklı olmalarına rağmen asitlerin
ve enzimlerin etkisi ile hidroliz olarak yapılarını oluşturan
monosakaritlere ayrılırlar. ■
En
yaygın olanlar Nişasta, Glikojen ve Selülozdur.
Karbonhidratlar;
■
Temiz
enerji kaynağıdır, ■
Yiyeceklere
lezzet verirler, ■
Ucuz
enerji kaynağıdırlar, ■
Posa
adı altında vücutta önemli görevleri bulunmaktadır. ■
Hem
oksijenli hem oksijensiz ortamda okside olarak enerji
oluşturulabilir, ■
Eritrosit(kırmızı
kan hücreleri), beyin ve merkezi sinir sistemi tarafından
kullanılan tek enerji kaynağıdır. ■
Glikozun
depo şekli olan glikojenin yanması sırasında bir miktar yağ da
yanmakta biyokimyacıların "yağlar karbonhidrat alevinde yanar“
sözü de vücudun enerji elde etmesinde en etkili ve
hazır yolun karbonhidratlar olduğunu vurgulamaktadır.
Vitaminler
nedir? ■
Vitaminlerin
bir bölümü, besinlerle aldığımız karbonhidrat, yağ ve
proteinden enerji elde edilmesine ve hücrelerin oluşması ile
ilgili biyokimyasal olayların düzenlenmesine yardımcı olurlar.
■
Bazı
vitaminler, kalsiyum ve fosfor gibi madenlerin kemik ve dişlere
yerleşmesine yardımcıdır. ■
Bazı
vitaminler de vücut için gerekli bazı besin öğelerinin
bozulmadan işlevini sürdürmesi ve bazı zararlı maddelerin
etkilerinin azaltılmasında yardımcıdırlar. ■
Yetersizlik
durumunda vücuttaki vitaminlerin tamamı tükenmez, vitamin
değerleri normal düzeyinin altına düşer. ■
Vitamin
yetersizliklerini önlemenin en kolay yolu besin ihtiyacının
dengeli bir şekilde doğal kaynaklardan karşılamaktır. ■
Doğal
besinlerle beslenen kişilerin ayrıca vitamin tabletleri almasına
gerek yoktur. ■
Bilinçsizce
gereğinden fazla vitamin alınması vücutta zehirleyici etkilere
neden olabilir. Vitaminler yağda ve suda erime özelliklerine
göre gruplandırılmışlardır. Yağda eriyen vitaminler : ■
A
Vitamini (Retinol):Yağda
eriyen ve büyümede, göz ve epitel dokularda etkili
olan bir vitamindir. Karanlıkta görmeyi salyan rodopsin
pigmentini oluşturur. ■
D
Vitamini (Calciferol):Kemik
oluşumu ve korunmasında etkilidir. Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını
düzenleyerek kemiklerde yerleşmesine neden olur. ■
E
Vitamini (Tocoperol) :
Antioksidan özelliği ile vücutta kolay oksitlenen
bileşiklerin oksidasyona karşı korunmasını sağlar. ■
K
Vitamini (Phylloquines):
Kan pıhtılaşması için gerekli olan pıhtılaşma faktörlerinin
(protromboninin) karaciğerde sentezlenmesine yardımcı olur.
Suda
eriyen vitaminler ■
B
Gurubu Vitaminler ■
B1
Vitamini (Tiamin):
karbonhidrat metabolizmasında sinir sistemi sağlığının korunmasında
ve Asetilkolin sentezinde etkilidir. ■
B
2 Vitamini (Riboflavin):
Cilt ve göz hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olan bir
vitamindir. ■
B
6 Vitamini: Proksidin,
pridoksamin ve pridoksal olarak üç şekilde bulunur.
Özellikle yağ ve protein metabolizmasında etkilidir. 60’ı
aşkın yardımcı enzimin yapısında bulunduğu tahmin edilmektedir.
■
B
12 Vitamini (Kobalamin):
Alyuvarların yapımında rolü olan sinir sistemi sağlığında etken
olan ve hayvansal gıdalarda bulunan bir vitamindir. ■
Niasin
(PP Vitamini):
Deri, sinir ve sindirim sistemi sağlığını koruyan ayrıca enerji
üretim metabolizmasında yardımcı enzimlerin oluşmasında
kullanılan bir vitamindir. ■
Folik
Asit:
Nükleik asit sentezinde ve amino asit metabolizmasında görev
yapan bir vitamindir. Özellikle kan hücrelerinin yapımında
etkili ve kansızlığa karşı koruyan bir vitamindir.
■
C
Vitamini (Askorbik Asit):
Suda eriyen, kemik, diş ve damar sağlığını koruyan ve hastalıklara
karşı direnç kazandıran ve besin maddelerinin vücutta
kullanımını sağlayan bir vitamindir. ■
Sentezi
için gerekli enzimler insan vücudunda bulunmadığından
dışarıdan alınması zorunlu olan bir vitamindir. ■
Protein
sentezinde kullanılır. ■
Kandaki
kolesterol düzeyini düşürür. ■
Mineral
ve diğer vitaminlerin vücuttaki kullanımını kolaylaştırır. ■
Kemik
ve kıkırdak dokular arasında bulunan bir protein olan kollojen
sentezi için gerekli bir vitamindir. ■
Çeşitli
hormonların sentezinde yara ve yanıkların iyileşmesinde rolü
olduğu sanılmaktadır. ■
Ayrıca;
Biotin, Kolin, İnositol, Pantotetenik Asit v.b. Vitaminler vardır.
Vitaminler
enerji sağlar mı? ■
Hayır.
Vitaminlerin hiçbiri enerji sağlamamaktadır. ■
Bazı
vitaminler vücutta enerji elde edilmesinde yardımcıdır ve
yeterli bir diyetle önerilen miktarda tüketilebilmektedir.
■
Vücudun
gereksiniminden fazla tüketilen C ve B grubu vitaminlerinin
fazlası idrarla dışarı atılmaktadır. ■
Yağda
çözünen vitaminler olan A, D, E K vitaminleri fazla
tüketildiğinde ise yağ dokusunda birikerek zararlı etkiler
yaratabilmektedir. Bu nedenle, yağda çözünen
vitaminle supplement olarak kullanırken dikkatli olunmalıdır.
Vitaminlerin
sporcu beslenmesindeki yeri nedir? ■
Yeterli
diyet tüketen sporcuların, diyetlerine ek olarak kullandıkları
vitamin supplementleri performansı artırmamaktadır. ■
Bir
sporcuyu dünya şampiyonu yapacak sihirli bir ilaç da
bulunmamaktadır. ■
Bu
nedenle çeşitli yiyeceklerden oluşan dengeli bir diyete ek
olarak vitamin tüketmek gerekli değildir. ■
Vitamin
tabletlerinin pahalı ve sağlıklı bir diyetten beklenenden daha
fazlasını gerçekleştiremeyeceği de bilinmelidir. ■
Günde
en az 5 kez "doğal vitamin hapları" diyebileceğimiz sebze
ve meyveler tüketilmelidir. ■
Çünkü
doğal besinler bir haptan alınamayacak vitamin ve sağlığa yararlı
bazı öğeleri içermektedir. ■
"Vitaminleri
yiyeceklerinizle alın” kuralına uyulmalıdır. Çünkü
yetersiz bir diyetin eksikliğini hiçbir supplement
tamamlayamaz.
Sporcular
hangi durumlarda diyete ek vitamin tüketmelidir? Vitamin
yetersizliği oluşabilecek durumlar; ■
Alerji:
■
Laktoz
intoleransı: ■
Hamilelik:
■
Vejetaryen:
■
Ayrıca
kötü beslenme alışkanlığı, öğün atlama, kronik
stres, yetersiz uyku, sık fast-food yiyecek tüketimi... gibi
durumlar diyetle ek vitamin tüketimi için haklı nedenler
sayılmaktadır.
Mineraller(Madenler):
■
Canlı
varlıkların yaşamlarını sürdürebilmeleri için
minerallere gereksinimleri vardır. ■
Besinlerle
birlikte yeterince alınabildiğinden, yeterli ve dengeli beslenen
insanlarda eksikliği çok fazla görülmemektedir. ■
İnsan
vücudunun % 4 - 5'i minerallerden oluşmaktadır. ■
Vücudun
fazla miktarda gereksinim duyduğu kalsiyum, fosfor, magnezyum,
sodyum, potasyum, klor ve sülfür gibi mineraller makro
mineraller, gereksinimin daha az olduğu demir, bakır, çinko,
iyot, flor, manganez, selenyum, krom ve mobilden gibi mineraller ise
mikro mineraller (eser elementler) diye adlandırılmaktadır. ■
Madenlerin
bir bölümü ■
iskelet
ve dişlerin yapıtaşıdır. ■
Diğer
bir bölümü vücut suyunun dengede tutulmasını
sağlar. ■
Bazı
madenler, vücutta besin öğelerinden enerji oluşmasında ve
zorunlu oksijenin taşınmasında gereklidir. ■
Bazı
madenler de vücudun çalışmasını düzenleyen
enzimlerin bileşiminde yer alır. ■
Çeşitli
ve bol miktarda taze meyve, sebze ve kompleks karbonhidrat içeren
bir diyet yeterli miktarda mineral sağlamaktadır. ■
Mineral
supplementleri de gereksiz ve yeterli diyete ek olarak tüketildiğinde
performansı artırmamaktadır. ■
Artan
mineral gereksinimi artan yiyecek tüketimiyle
karşılanabilmektedir. • Sporcularda
kalsiyum ve demir dışında mineral yetersizlikleri nadir olarak
görülmektedir. ■
Yeterli
bir diyete ek olarak vitamin mineral tüketmek gereksizdir ve
performansı artırmaz,
Terleme ile
sodyum kaybı fazlamıdır? ■
Terleme
ile en çok kaybedilen elektrolitler sodyum, klor ve
potasyumdur. ■
Yoğun
bir egzersiz sonrası derinin üzerinde ince bir tuz tabakası
oluşabilir ve çok terledikten sonra üst dudağınızı
yalarsanız bu sıvının tuzlu olduğunu fark edersiniz. Bu durumda
sporcular fazla miktar tuz (tuzun bileşimi sodyum klorürdür)
kaybettiğini düşünerek bu kaybı karşılamak için
fazla tuz tüketmek istemektedirler. ■
Yapılan
çalışmalar vücut ağırlığının %6'sını kaybedecek (68 kg
bir sporcunun 4 kg kaybetmesi) şekilde yapılan egzersizlerde bile
vücuttan sodyum kaybının sadece %5-7 oranında olduğunu
göstermektedir. Bu oran 3400 - 4800 mg (1 çay kaşığı tuz
2300 mg sodyum içermektedir) yani 1,5-2 çay kaşığı
sodyuma eşittir. ■
Diyete
ek bile yapılmadan yiyeceklerle yeterli sodyum tüketmek mümkün
olabilmektedir.
Metabolizma
nedir ve neden önemlidir? Metabolizma,
vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için
yaktığı enerji miktarıdır. Yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri
faaliyetler sırasında vücudunuz devamlı kalori yakar.
Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu
bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirlerine
oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori
kullanırlar. Kaslı vücuda sahip olan kimselerin, daha az vücut
yağına sahip olmalarından dolayı, daha hızlı metabolizmaları vardır.
Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan
düzenli olarak aerobik çalışma, vücut geliştirme,
fitness ve benzeri aletli programlan uygulayan kişinin vücut yağ
oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif
aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye
oranla daha yüksektir ve dolayısıyla metabolizma hızı da
yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut
fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha
fazla kalori harcaması gerekmektedir. Bu nedenle düzenli
egzersizle metabolizmayı hızlandırmak ve vücut fonksiyonlarının
daha mükemmel olmasını sağlamak, en önemli bir sağlık
tedbiridir. Yavaş bir metabolizmaya sahip olduğunuzda, üşüme,
kuru bir cilt, yavaş nabız, düşük tansiyon ve peklik vs.
gibi birçok rahatsızlığı da kabullenmiş olmaktasınız.
Düz
bir karına sahip olmak için veya vücudumun herhangi bir
bölgesindeki yağlardan kurtulmak için ne yapmalıyım?
Bunun
cevabını size vermeden evvel ana kural olarak bilinmesi ve hiç
unutulmaması gereken husus şudur: "Yalnızca istediğiniz
bölgeden kilo kaybetmek hiç bir zaman mümkün
değildir." Erkeklerde yağ, genellikle, bel bölgesinde,
kadınlarda ise, kalça bölgesinde depolanır. Belli bir
bölgedeki yağı eritmeye yarayan bir egzersiz veya sihirli bir
krem henüz ortaya çıkmamıştır. Bu konuda "Liposuction"
dışında başka bir estetik müdahale prosedürü de
yoktur. Yağlar ilk olarak sözünü ettiğimiz bu
bölgelerde depolanır ve en son olarak da bu bölgeyi terk
eder. Düz bir karın ve mide, ya da biçimli kalçalara
sahip olmanın yolu, düşük yağ içeren bir beslenmeden
ve düzenli aerobik türü çalışmaların, fitness
ve vücut geliştirme ile takviyesinden geçer. Mekikler,
yan, iç ve arka bacak çalışmaları, diğer vücut
kısımları için yapılan form kazanma ve güçlenme
egzersizleri, hem mide ve bel bölgesinde, hem de kaslardaki yağ
tabakalarını azaltarak, kalça ve bacakların, mide ve karın
kaslarının daha sıkı ve biçimli görünmesini
sağlayacaktır.
Yağ
yakmak için kalp atışımız kaç olmalıdır?
Kalp atışı ( Nabız-HR ), kalbin bir dakikadaki atım sayısıdır.
Genellikle sol şakak ya da iç bileğe hafifçe dokunmak
suretiyle, belirli bir zaman aralığındaki vuruşun sayılması ile
bulunur. Pratikte bilek veya şakak parmakla hafifçe
dokunularak 15 saniye süreyle tutulur ve çıkan sayı 4'le
çarpılır. Başka bir açıklama ile sıfırdan başlayarak on
saniye içinde kalp atışınızı 10'a kadar saya-bilirseniz, kalp
atımınız (HR), dakikada 60 demektir. Aerobik karakterde bir
çalışma sırasında maksimum kalp atım sayınızın (MHR)
belirlenmesi, çalışma amaç ve verimi açısından
önemlidir. Bu sayı şöyle hesaplanır: 220 - yaş formülü
bu hesap için kullanılır. Buna formüle göre 20
yaşındaki bir kişinin, "Maksimum kalp atım sayısı" 200, 50
yaşındaki bir kişinin ise 170 olmalıdır. Aerobik çalışma
sırasında nabzınız (HR); maksimum kalp atım sayınız ( MHR ) x % 50'si
ile MHR x % 80'i arasında değişmelidir. Bu aralığa "Faydalı
Antrenman Sınırı"(Training Effect Zone) denir. Bu hesaba göre,
20 yaşındaki bir kimsenin nabzı (HR), 100 ile 160 sayısı arasında
değişmelidir. Bunun üstünde bir nabız sayısı daha fazla
aerobik bir fayda sağlamaz. Aerobik açıdan ve yağ
yakabilmek için en iyi sonuçlar, nabzın (HR), en az 12
dakika aerobik sınırda kalması ile elde edilebilmektedir. Bu süreyi
ne kadar uzatır ve çalışma sıklığını da o kadar arttırırsanız,
istediğiniz amaca ulaşmanız daha çabuk ve verimli olacaktır.
Yağ
yakmak için ne kadar süre çalışmalıyız? Aerobik
bir çalışma en azından 12 dakika sürmelidir. Bu süre
nabzın, faydalı antrenman sınırının içinde olduğu zamanı
kapsar, ısınma ve soğuma hareketlerinde geçen süre buna
dâhil değildir. Söz konusu süreyi ve çalışma
sıklığını arttırdıkça, istediğiniz hedefe daha çabuk
ulaşırsınız. Burada doğal olarak neden 12 dakika sorusu akıllara
gelecektir. Covert Bailey 'e göre; bu süre vücudun yağ
yakma enzimlerini üretene kadar ihtiyaç duyduğu süredir.
Bu sayı değişebilir, ama asıl olan, yağın enerjiye dönüşebilmesi
için, vücudunuzun kullanılmasıdır. Bu esasa göre,
5-10 dakika içinde, vücutta yanan yağ yüzdesi
artarken, yanan karbonhidrat azalmaktadır. Burada asıl olan,
örneğin 30 dakikalık bir koşudan sonra vücudun daha fazla
yağ yakabilmesidir.
Kilo
vermenin en iyi yolu nedir? Kaç
kilo olduğunuzla pek fazla ilgilenmemelisiniz. Esas ilgilenmeniz
gereken bu kiloların ne kadarının yağ olduğudur. Spor yaparak kilo
vermek istediğinizde, kilo kaybınız kas ve su kaybederek olmamalı ve
aldığınız toplam kalori verdiğiniz kaloriden daha az olmalıdır. Bunun
en verimli ve kalıcı yolu, günlük yaşamınızın bir parçası
haline gelecek olan şu üç adımdan geçmektedir.
Bir
aerobik çalışma programına başlayın: Bu
yapmaktan hoşlandığınız bir aktivite olmalıdır. Bunun mutlaka bir
spor tesisinde bir aerobik gurubuna katılma olması gerekmez. Yürüyüş,
bisiklet, yüzme, paten, dans, ip atlama vs.de bunun yerini
tutabilir. Kalp atım frekansını arttırabilecek ve faydalı egzersiz
sınırında (en az 12 dakika) tutabilecek herhangi bir aktivite de
olabilir. Bu çalışmada süre ne kadar uzun olursa o kadar
çok fayda sağlarsınız. Yediklerinizi
değiştiriniz: Daha
çok, meyve, sebze, tavuk eti, pirinç, patates yemeniz
daha uygun olur. 1 gr. yağ = 9 kaloridir, l gr. karbonhidrat ya da
protein = 4 kaloridir. Bazı yiyecekler için yapılan "% 95
YAĞSIZ" sloganı sizi şaşırtmasın, kalorinin ne kadarının yağdan
geldiğine dikkat ediniz. 120 kalorilik bir gıda maddesinin az
kalorili olduğu düşünülebilir ama 9 gr. yağ, 5 gr.
protein ve 5 gr. karbonhidrat içeriyorsa, bu ürünün
% 70'inin yağ olduğu anlamına gelir. Ayrıca gün boyunca
küçük miktarlarda ve sıkça alınan öğünler,
metabolizmayı hızlandırarak "Açlığa Mahkûmluk"
duygusunu ortadan kaldıracaktır. Direnç
Antrenmanı: Kaslarınızın
belirli programlarla çalıştırılarak hem form ve hem de kuvvet
kazanmaları, size aynı zamanda günlük yakmanız gereken
kalorinin vücut tarafından daha çabuk ve kolay
yakılmasını sağlar. Bu amaçla düzenlenen "Vücut
Geliştirme" ve "Fitness " programlan, sizi amacınıza
ulaştıran en bilimsel ve sağlıklı yoldur.
Kilo
Almanın En İyi Yolu Nedir?
Kilo vermek kadar, kilo almak da pek çok insanin amacıdır.
Kilo almak için harcadığınızdan daha çok kalori
almalısınız. Bunu en iyi yapmanın ve kiloyu kas olarak korumanın
yolu, bilimsel esaslara göre hazırlanmış bir "Vücut
Geliştirme" programına başlamaktan geçer. Ancak bu
şekilde artan ağırlımızın "YAĞ" değil" KAS"
olmasını sağlayabilirsiniz. Beslenirken de kalori alımını yavaşça
arttırıp, ilâve birkaç öğünle gıda alımını
takviye etmelisiniz. Bu amaç için üretilmiş kilo
kazandırıcı doğal gıda maddelerini de (karbonhidrat ürünleri)
kullanabilirsiniz. Yediklerinizin yağ değil, protein ve karbonhidrat
olduğundan emin olmalısınız. Kendinize zaman tanıyınız, eğer, yılda
5-8 kg.lık kas dokusu kazanabilirseniz bu iyi bir sonuç
demektir.
Bir Çalışma Programına Başlamadan Evvel
Bilinmesi Gerekenler Nelerdir? SSS Başlangıçta bilinmesi
gereken birkaç temel husus vardır. Birincisi; değişiklikler
bir gece içinde olmayacaktır. Şimdiden bir-İki yıl sonra
nerede olacağınızı hayal etmeli ve öncelikle küçük
hedefleri gerçekleştirmeyi planlamalısınız. Vücut
Geliştirerek, Fitness yaparak sağlıklı kalmak ve kas yapmak veya
yağdan kurtulmak yavaşça gerçekleşecektir. En iyi
sonuçları almak için, kararlı, doğru ve bilimsel
hareket etmelisiniz. İkinci olarak; daha sağlıklı olmak
istiyorsanız tüm yaşamınız boyunca alışkanlıklarınızı
değiştirmelisiniz. Dünyada milyonlarca insan, kilo vermek, almak
veya daha sağlıklı olmak ve formda kalmak için, vücut
geliştirme, kondisyon, fitness ve aerobik egzersizlere başlamakta
fakat daha sonra terk etmektedir. Böyle olunca da tekrar
başlanılan yere dönülmekte ve moral men olumsuz yönde
etkilenilmektedir. Üçüncü olarak bilgi
sahibi olmalı ve bu bilgilerinizi sağlam bilimsel temellere
dayandırmalısınız. Bunu elde edebilmek için kitap ve dergileri
takip ederek, soru sorunuz ve farklı egzersiz ve aktiviteleri
deneyiniz. Sonuç olarak, herkesin genetik yapısı
kollarının çok büyük ölçülere
ulaşmasına veya koşuda dünya rekoru kırmasına izin vermez. Onun
için, sahip olduklarınızı geliştirme felsefesini güdün,
sahip olmadıklarınız için umutsuzluğa kapılmayın. Tüm
hayatınız boyunca yapacağınız sağlıklı ve bilinçli spor, yaşam
zevkinizi ummadığınız derecede arttıracaktır.
Isınma
ve Soğuma Nedir ve Niçin Önemlidir? "Isınma"
egzersizleri, kaslarınızı, egzersizlere başlamadan evvel esnek hale
getirip, daha risksiz kasılma ve gevşeme olanağı sağlayan
hareketlerden oluşmaktadır. Bunun için genelde 5 dakikalık
sabit hızda bisiklete binmek yâda 5 dakikalık yürüyüş
yeterli olmaktadır. Birçok insan terleyene kadar devam
etmeyi tercih etmektedir. "Soğuma" ise bunun tam tersidir.
Vücut yavaşça soğutulur. Bu genellikle sabit hızda
bisiklete binmek veya yürümek suretiyle yapılmaktadır.
Ancak birkaç dakika içinde hız yavaşlatılmalıdır.
Esneme hareketleri de soğuma hareketlerinin bir parçasını
oluşturmaktadır. Isınmanın temel amacı, kalp atım sayısını
yavaşça arttırmaktır. Bunun iki yararı vardır: Vücut
ısısını arttırmak, Vücudun
fiziksel aktiviteye hazırlanabilmesi için, kasların ihtiyacı
olan kanın ve oksijenin artmasını sağlamak. Bu sayede kasların ve bağ
dokuların harekete hazırlanarak, daha esnek hale gelmesi ve
sakatlanma riskinin azalması temin edilir. Kaslara yeterli kan
pompalanabilmesi için yaklaşık olarak 3 dakikalık bir süreye
ihtiyaç vardır. Genelde ısınma süreleri 5 ile 10
dakikalık sürelerle yapılıp, büyük kas gurupları daha
öncelikle ısıtılırsa çalışma verimi yükselecektir.
Soğumanın
da iki temel amacı vardır: Nabzın
hızlı atışını egzersiz öncesi seviyesine yavaşça
indirmek, Kasların çalışması esnasında oluşan yorgunluk
maddeleri (Laktik Asit) vs. kimyasal atıkların tesirini asgari düzeye
indirmek. Çalışmayı birdenbire durdurur-sanız, kalbe
temizlenmek için gitmesi gereken kan, tekrar aktif olan
kaslarda kalır. Bunun neticesi de baş dönmesi, aşırı yorgunluk
ve mide bulantısı şeklinde görülür. Soğuma süresi
de yaklaşık 5 ile 10 dakika olmalıdır. Başlangıçta
Önerilen Ağırlık Programı Nedir? Ağırlık
çalışmalarına yeni başlayanlar, ilerlemiş olanlar kadar temel
hareketlere önem vermelidirler. Temel hareket, başlangıç
demek değildir. Birçok kasın kullanıldığı ve en fazla
geliştiren egzersiz demektir. Çalışma kadar dinlenmek de
önemlidir. Zannedildiği gibi kaslar, çalışma anında
değil, dinlenme anında gelişir, kuvvetlenir ve kendini yeniler. Bu
süre 48 - 96 saat arasında değişmektedir. Demek ki bir çalışma
programı, dinlenme günlerini de içermelidir. Yeni
başlayanlar, tüm vücudu çalıştıracak bir program
uygularken, kullanacakları ağırlıkları da bulmak ihtiyacındadırlar.
Genellikle ağırlıklar, 10 tekrar yapabileceğiniz bir ağırlık olmalı
ve son iki tekrar sizi epeyce zorlamalıdır. Eğer hareketi 10 tekrar
yapabiliyorsanız, ağırlığı hafifçe arttırın. Ne kadar ağırlık
kaldırabildiğinizle pek ilgilenmeyin. En iyi duruş pozisyonunda,
çalışan kasa konsantre olarak çalışın.
Bir
Plato Nasıl Asılabilir? Plato,
aynı ağırlığa haftalarca "saplanıp kalmak" ve hiç
asamayacak gibi görünmek demektir. İşte bir platoyu asmanın
bazı yolları: Vücudunuza dinlenme şansı vermek için
bir hafta ara verin. Antrenmanınızın döngüsünü
ve egzersiz programınızı değiştirin. Zayıf olan kas guruplarını
daha çok geliştirin. Örneğin, Bench Press 'deki
kaldırdığınız ağırlıklar sizi tatmin etmiyorsa, Triceps kaslarınızı
daha çok kuvvetlendirmelisiniz. Çünkü zayıf
triceps kasları, Bench Press 'de daha fazla kilo kaldırmanızı
engeller. Kaslara şok çalışma uygulayın. Çalışılan
kilolardan ağırlık eksiltme ve devam etme tekniğini kullanın.
Negatif tekrarlar yapın. Hafif bir ağırlığı 10 set 10 tekrar
uygulayın. Partnerinizden ağırlıkları 5 kg. veya 10 kg.lık
plâkalar halinde ilâve etmesini isteyin. Böylece
ağırlıklara daha çabuk alışırsınız ve zihinsel
konsantrasyonunuz olumlu yönde seyreder.
Ağrıyan
Bir Kası Çalıştırmalı mıyız? Çalıştırmamak
daha doğrudur. Bacak çalıştırırsanız ve bacaklarınız "Squat"
hareketinden dolayı ağrıyorsa ve o gün "Göğüs"
çalışmanız varsa sorun yoktur. Fakat bacak çalışmanız
varsa ve bacak kaslarınız son bacak çalışmasından sonra hala
ağrıyorsa, en az bir gün daha dinlenmelisiniz. Çünkü
kaslarınız dinlenirken gelişir ve yenilenir.
Aerobik
Çalışma Gelişmeyi Önler mi? Eğer
maksimum kas kitlesi için antrenman yapıyorsanız, aerobik
çalışma kas gelişiminizi yavaşlatacaktır.
Barbell
'deki bar ağırlığını hesaplamalı mıyız?
Barbell
yani ağırlıkların takılı olduğu 1,80 uzunluğunda ki demir. Olimpik
Barbell ‘deki bar ağırlığı 20 kg.dır. Normal ve Zikzak barların
ise yaklaşık 10 kg. kadardır ve toplam ağırlığa dâhil
edilmelidirler. Fakat diğer istasyon türü makinelerde ise
sadece plâkaların ağırlıkları hesaplanmaktadır. Bu arada dikkat
etmeniz gereken bir husus da şudur; farklı spor salonlarında ağırlık
setleri de farklı olabilir. Ayrıca istasyon türü
makinelerde makara sistemleri de sürtünmeler nedeniyle
ağırlığı etkiler.
Ağırlık
Kaldırırken Nasıl Nefes Almalıyız?
Kasın kasılması (kon traksiyon ) ile birlikte, yani ağırlığı
kaldırmaya başlarken nefes vermeli, indirmeye başladığınızda da
almalısınız.
Ağırlık
Kaldırırken Kemer Kullanmalı mıyız? Birçok
egzersizde kemere ihtiyaç duyulmaz. Sürekli kemer
kullanmak, mide karın alt arka bölge kaslarını zayıflatır. Bunun
nedeni oradaki kasların daha az çalışmaları ve kan dolaşımının
o bölgede engellenmesidir. Ancak, ağır "Squat", bas
üzerinde press veya deadlift gibi yerden çekerek güç
arttırma hareketlerinde, bel omurlarını korumak için
kullanılmalıdır.
Antrenmandan
Önce mi Sonra mı yemeliyiz? Antrenman
sırasında mideniz boş ya da boşa yakın olmalıdır. Çalışmanız
için kaslarınızın kana ihtiyacı vardır. Bu nedenle sindirim
sırasında, herhangi bir aktivite yapılmaması sağlık açısından
gereklidir. Hem sindirim hem de kasların kan ihtiyacı için,
kalbinizi kan pompalamaya zorlamamanız iyi bir çalışma ve kalp
fonksiyonları bakımından dikkat edilmesi gereken bir husustur.
Yemekten sonra çalışmaya başlamak için geçmesi
gereken sürenin en az 90 dakika olması şarttır. Ancak, çok
uzun süreli açlık da, ani şeker düşmesi, yorgunluk,
baş dönmesi vs. gibi sıkıntılara yol açabilir.
Ağırlık
Çalışmaları İçin Daha Fazla Protein mi gereklidir?
Protein
alımı, toplam kalorinizin % 12 - 15'i kadar olmalıdır. Eğer bu
protein miktarı ile kas kütlesini arttıramıyorsanız, genetik
olarak protein ihtiyacınız, bir vücut geliştirmeciden daha
yüksek demektir. Bir diğer neden antrenmanlara yeni başlamış
olmanızdır. Bu durumda daha çok proteine ihtiyacınız
olacaktır. Fakat bir duraklama noktasına (plato) eriştiyseniz, vücut
ağırlığınızın kilogramı başına 0,8 ile 1,0 gram protein almanız
yeterli olacaktır. Bazı araştırmalara göre, gelişme döneminde
protein alımının vücut ağırlığının kg.'i başına l, 5 ile 2,0
gram arasında tutulması tavsiye edilmektedir. Fakat bu tür bir
protein alımı bile toplam kalori miktarının %12 - 15'inin üzerine
çıkmamalıdır. Kas, yağ hücrelerine benzer. Kas
hücrelerindeki protein yâda adi poz hücrelerindeki
yağ, genetik maksimum sınıra ulaşır ulaşmaz, fazladan alman protein
veya karbonhidrat bu hücreleri büyütmeyecektir. Bu
noktada steroid veya geliştirme için hormon kullanmak, kas
gelişimi için gereken protein miktarını düşürmektedir.
Bu da, daha sonra doping konusunda göreceğiniz gibi, bunları
kullanan sporcuların maruz kaldıkları tehlikelerden sadece birisidir.
Daha
Fazla Gelişemiyorum! Ne yapmalıyım? Bu
noktada öncelikle kontrol edilmesi gereken dört husus
vardır: Çok fazla antrenman yapıyor olabilirsiniz. Bu
durumda bir hafta dinlenmeyi deneyin ve yeniden başladığınızda ilk
bir, iki hafta çalışmasını kolay tutun ve çalışmanızı
değerlendirin. Yediklerinizin besleyici olduğundan emin
olmalısınız. Eğer vücudunuza kendini yenileyecek kaynaklan
vermezseniz, asla gelişemezsiniz. Vücudunuz her çalışmada
aynı egzersizleri yapmaya alışmış olabilir. Egzersizleri ve
uyguladığınız sistemi değiştirerek bunu engelleyebilirsiniz. Genetik
zirvenize ulaşmış olabilirsiniz. Herkes 50 cm.lik kollara sahip
olamaz veya dünya rekoru sayılacak bir atletizm derecesine
erişemez. Sonuç olarak, bir gelişim platosuna
çarptığınızda, çalışmalara ara vermek ve dinlenmek,
beslenmenizi doğru ve takviyeli yapmak, egzersiz programı ve
sistemini değiştirmek, size yeni gelişme yollan açacaktır.
Serbest
Ağırlıklar mı Yoksa Makineler mi? Bu
konuda birinin diğerinden daha iyi olduğu tartışmaları devamlı
olacaktır. Serbest ağırlıklar daha çok kas çalıştır ve
dolayı olarak sabitlik, denge ve hareket serbestliği sağlarlar.
Makineler ise ilgili kasları daha iyi izole eder ve barı veya kiloyu
düşürme gibi bir riskiniz olmadığı gibi, bir yardımcıya da
ihtiyaç duymazsınız. Genellikle ikisi birden kullanılır. Her
egzersiz farklı kas guruplarını farklı açılarla çalıştırır.
Hem makine hem de serbest ağırlık kullanıldığında kaslar daha zengin
bir çalışma açısı içine girer. Bu konuda bir
diğer çalışma tekniği de önce serbest ağırlıklarla
çalışıp hemen akabinde makine ile ayni kas gurubunu daha fazla
çalıştırmak ve maksimum verim almak da mümkündür.
Ancak genelde Free weight - Serbest ağırlıklar, barbell ve dumbbell
'larla çalışmalar, statik çalışmalardan daha fazla
koordineli etki sağladığından, tercih edilmelidir.
Hangi
Egzersizlerden Kaçınmalıyız? Yanlış
uygulandığı ve kinesioloji sınırlarının dışına çıkıldığı zaman
bütün egzersizler yaralanmaya neden olabilir. Emniyetiniz
için, hareketleri doğru yapın, acele etmeyin, dengeli ve
kontrollü olun. Dikkat edilmesi ve kaçınılması gereken
hareketlerin başında şunlar gelmektedir : Tam mekikler ( Mekik
yerine "crunch" yapın ) Yüksek rowingler (Çekme
hareketleri) omuz problemlerine ve ağrılarına yol açabilirler.
Derin pullover'ler omuz problemleri yaratabilirler. Ani ve
kontrolsüz olarak vücuttan daha önde bulunan bir
ağırlığı eğilerek kaldırmaya çalışmak. Eğer egzersiz
sırasında acı hissederseniz, devam etmeyin.
Sporcular
İçin Günlük Tüketime Göre Örnek Bir
Beslenme Tablosu nasıl olmalıdır? Süt
Grubu: Süt, peynirler, yoğurt (4 bardak süt veya eş
değerleri) Et Grubu: Dana ve koyun etleri, kümes hayvanları,
balık, kuru fasulye, nohut, mercimek, fındık, ceviz. Günde üç
veya daha fazla tabak (Büyük ve zengin bir tabak ve et
miktarı da en az 200 gr.) Sebzeler: Koyu yeşil, açık yeşil,
sarı sebzeler, patates (Günde üç veya daha fazla
tabak). Meyveler: Narenciye, elma, domates vb. (Günde üç
veya daha fazla) Ekmek, tahıl ve hububat: Ekmek, makarna, pilav
(Günde üç veya daha fazla tabak) (3 dilim -120
gr- ekmek, bir tabak hububata eşdeğer kabul edilir)
Yürüme
ile neden ısınamazsınız?
Çünkü
tüm vücudunuzu hareket ettirmiyorsunuz. Her ne kadar
kalbiniz atıyor ise de, vücudun üst kısmına hareketsiz
kalmaktadır Yürüme ile insan ısınamaz. Yürüme bir
spordur, birçok da faydaları vardır. Fakat ısınma hareketleri
arasında yer almaz. Sonuç olarak, ısınma tamamıyla bütün
vücudunuzu kapsayan hareketler grubudur.
Ağırlık
çalışmalarına nasıl başlamalı? Nelere dikkat etmeli? ;
Adale
yırtılması, tendon kopması gibi durumlar nasıl önlenmeli?
Antrenman
sırasında bir partneriniz olmalıdır. Kaldırdığınız ağırlığı indirip,
kaldırırken adaleleriniz kilitlenme noktasına gelmemelidir. Yalnız
başına çalışanlar bu faktöre çok dikkat etmelidir.
Bodybuilding çalışmalarında partner çok önemlidir.
Ama ısınmalarınızı ve hareketlerinizi düzgün ve düzenli
olarak yapar ve partnerinizle çalışırsanız sakatlanma riskini
minimuma indirirsiniz. Bir hareketi yanlış ve eksik yaparak 20 tekrar
yapmaktansa, doğru ve tam anlamıyla 1 tekrar yapmak daha iyidir.
Deri
bel kemerleri takılmalımıdır? Bu
kemerler her Body building çalışan için gereklidir. Ne
gibi yararları vardır? * Ters bir hareket yapmanızı otomatik
olarak önler. Çünkü kemer vücudunuza
batar. Onun için istemeseniz de hareketlerinizi kemerin
doğrultusunda yapmak mecburiyetinde kalırsınız. Kemer sizi
hareketleri muntazam yapmanız için adeta zorlar. (Karın
adalesi çalışmaları hariç) * Kalın deri kemer
sayesinde, sırtınıza ağrılar, kramplar girmez. * Çalışma
esnasında, adalelerdeki gerilmeyi önler. * Bel duruşunu
geliştirir; bele ince ve düzgün bir yapı kazandırır.
Ne
kadar uyumalıyım? Bir
vücutçu günde en az 8 saat deliksiz uyku
uyumalıdır. Bu adalelerinizin tekrar dinlenerek kendine gelmesi,
kendini toparlayabilmesi, gelişmesi, güç kazanması
bakımından şarttır. Bodybuilding çalışan kişilerin adaleleri
dinlenirken gelişir, güç kazanır. Aşırı yorgun
kişilere Bodybuilding tavsiye edilmez. O günkü
çalışmalarını ertelemeli, dinlenmeli ve en az 8 saat uyuyarak,
çalışmalarını ertesi güne bırakmalılar. Gerinme
"Stretching" gereklimidir? Ciddi
şekilde çalışan bütün vücutçular,
çalışmalarına gerinme hareketleri ile başlarlar. Hatta bazen
45-60 dakika arası sadece gerinme hareketleri yaparlar. Vücut
çalışmalarınıza başlamadan evvel hangi adale grubunuzu
çalıştırmak istiyorsanız o adale grubu ile ilgili en az 2-5
dakika arası gerinme yapmalısınız. Adalelere şekil veren ve
geliştiren, gerinme hareketidir. Gerinme bir ısınma hareketi
değildir. Birçok amatör, gerinmeyi ısınma hareketi sanır.
Oysa birçoğumuz sabah yataktan kalkarken yaptığı gerinme
hareketiyle uyku mahmurluğumuzu üzerimizden atarız. Bu çok
önemlidir. Bu hareket doğru uygulandığı takdirde, vücudun
yaşlanmaya karşı direnmesini sağlar. Vücudun yapmış olduğu
normal hareketleri de güçleştirmesini önlemiş
olur. Gerinmenin en önemli 3 etkeni vardır. * Adaleler
fazla zorlanmamalıdır. * Her gerinme hareketinden sonra adaleleri
biraz daha germek, sonra gevşemek (Bu arada derin nefes alıp
vermek) * Son aşamada vücut iyice gerilmeli (gerilebildiği
kadar) (fakat tabiî ki fazlada zorlanmamalıdır) sonra
gevşemelidir. Bu arada yine derin nefes alıp verilmelidir. Vücut
çalışmalarınıza gerinme ile başlayın. Ne kadar kısa sürede,
nasıl vücut yapacağınızı göreceksiniz.
Bodybuilding
yapanlar için genişleme nasıl sağlanır?
*
Birinci Teknik: Glikojen, adalelerde depolanan karbonhidrat
enerjisidir. Her 1 gram glikojen için vücudumuz 2,7
gramlık su depo eder. İşte bu su adalelerimizin abadını ve şeklini
tayin eder. Bu nedenledir ki, Bodybuilding yapıp da adeta bir yokluk
derecesinde glikojen ve de dolayısıyla oldukça düşük
düzeyde karbonhidrat perhizi yapanla, küçük ve
dal gibi ince bir vücut görüntüsüne sahip
olurlar. Vücut şampiyonasına bir kaç gün kala,
vücutçular makarna ve fırında pişmiş patates yerler.
Onlar için ne kadar faydalı olduğunu anlamışsınızdır. Şişmek
gösterişli ve de daha iyi bir görüntü verebilmek
içindir. Bu size 2-3 gün gibi kısa bir müddet
içerisinde derhal adalelerinizde 2,5 ile 4 cm gibi bir büyüme
sağlar. * İkinci Teknik: 2 Senenin üzerinde Bodybuilding
yapanlar, ağırlık çalışmaları esnasında, arada sırada 1
çalışma gününü güç kazanma günü
kabul ederek çalışmış oldukları ağırlığın kilosunu artırırlar.
Bu, kaldırabilecekleri, çok zorlanmayacakları bir ağırlık
olmalıdır. Tabii ki ağırlık fazlalaşınca setlerdeki tekrar sayısı
düşecektir. Adalelerinizin buna ihtiyacı vardır. Bu
adalelerinize sanki ilaç gibi gelir ve yeni bir boyut
kazandırır. Üstelik adalelerinizi dinlendirmiş, rahatlatmış
olursunuz. Schwarzenegger, Franco Colombu, Frank Zane ve daha birçok
vücutçu, zaman zaman bu metodu uygulamışlardır. Bu
metotla adaleleriniz, ten donlarınız ve bağları güç
kazanır, daha dayanıklı olurlar. Ve sisin ilerde daha fazla ağırlıkla
çalışmanızı kolaylaştırıcı bir etken olurlar. Daha fazla
ağırlık demek, daha kalın vücut demektir. Bodybuilding
çalışan kişiler, antrenmanın sonuna doğru kendilerini
aldatmaya başlarlar. Bilmeniz gereken, kendinizi aldatmaya hangi set
sonunda başlayacağınızdır. Arnold Schwarzenegger, aldatmacayı, hileyi
bir alışkanlık haline getirmiş bir vücutçudur. Şöyle
ki; 5 x 8 olarak tasarladığı antrenmanının 2 x 8 ini çok
muntazam yapmakta, geri kalan setlerde yorulacağını hissettiğinde
onları gelişi güzel yapacağını hissettiğinde antrenmanını o anda
8 x 8 çıkarır. Ve böylece gerçek ve ciddi olarak
yapması gereken antrenmanı olan, 5 x 8 tekrarını muntazam bir şekilde
yapar ve geriye kalan 3 x 8 ide gelişigüzel yapar. Buda O'nu
yormaz, aksine yanına kâr kalırdı.
Bodybuilding
çalışmalarında ne gibi malzemeler
kullanılmalıdır? Bodybuilding
çalışanlar için o kadar çok çeşitli alet
ve malzemeye ihtiyaç vardır ki; dünyada tam olarak bu
ihtiyaca cevap verebilecek ve vücutçuları komple bir
adale sistemine kavuşturabilecek, parmakla gösterilebilecek
kadar az VG salonu vardır. Genel olarak kullanılacak üç
çeşit malzeme vardır. * Barbell: Bir bar ve uçlarına
koyulan ağırlıklarla * Dumbbell: Ellerinizle müstakil (ayrı
ayrı) kullanabileceğiniz, sabit veya kilo ekleyebileceğiniz
ağırlıklarla * Pulleys: Makaralardan geçen çelik
kabloları çekerek çalışma tekniğidir. Adalelerin
büyüyüp gelişmesinde fevkalade etkilidirler. Birde
şu konuya değinmek istiyorum. VG yaparken mümkün olduğunca
makinelerden uzak durun. Makineler işi kolaylaştırır. Hareketleri
barbell ve dumbbell ile yapmaya çalışın. Mesela KELEBEK yerine
Bench 'e sırtüstü yatın, iki elinize dumbbell alıp yanlara
açıp kapayın. Kelebekte 60 kg basan birisi bu harekette tek
2x15 kg (15 kg'lik iki dumbbell) dumbbell ‘la çok
zorlanacaktır. Ya da Bench Press Machine ile 70 basan biri, bu
hareketi benche yatarak barbell ile yaptığında 55 kiloda
zorlanacaktır. Bunun örnekleri çoğaltılabilir.
Makinelerden en çok etkili olan Calf Machine ve Pulleys'tir.
Enerji
kullanımında sınırlama nasıl olmalıdır? Çalışmaya
başladığınız an enerjiniz tam kapasitededir. Ve çalışmalarınız
ilerledikçe, bu enerjide mutlaka düşüş olacaktır. Bu
nedenle de daha fazla ağırlık gerektiren hareketlerinizi ön
sıraya almalısınız. Daha sonra daha hafif ağırlıklarla daha az
zorlanarak çalışabilirsiniz. Bu şekilde hem bütün
enerjinizi kaybetmemiş, hem de bir sonraki gün yapacağınız
çalışmalar için daha rahat enerji toplamış olursunuz.
Buda vücutçuların en büyük çalışma
taktiklerinden biridir.
Adalelere
sağlık ve kuvvet kazandırmak, daha iyi duruma getirmek nasıl
sağlanabilir? Adalelerin
daha sağlıklı güzel görünüşlü ve sert
olabilmesi için çok çalışmanın gerektiğini
biliyoruz. Ama aynı oranda dinlenmenin muhakkak gerekli olduğunda
bilmemiz gerekiyor. Öyle bir çalışınki, bir sonraki gün
yapacağınız çalışmada kullanacağınız gücü rahatsız
etmeyin. Bu güç rahatsız edilmedikçe, her
çalışmamızda gelişme kaydederiz. Unutulmaması gereken bir
diğer noktada adalelerin dinlenmezse tam tersi bir etki yapıp,
yıpranıp, bitkinleşeceğidir.
Vücut
Geliştirme yöntemleri nasıl olmalıdır? Bu
konuda genelde 3 ayrı yöntem uygulanmaktadır; * Bir çalışma
gününde 1,5 - 2 saat içerisine bütün
çalışma hareketlerini sığdırmak. (Bunu ancak hafif kilolarla
yapabilirsiniz) * Her ayrı çalışma günü sadece
bir tek adale grubu üzerinde çalışmak. (Tabii ki biraz
ağır kilolarla çalışırsanız, tekrarlarınız az olacak. Hafif
veya rahat kaldırabileceğiniz kilolarla çalışırsanız,
tekrarlarınız fazlalaşacaktır. Çünkü bu hareketleri
yorulmadan yapmalısınız). * Bu üçüncü yöntem
tanınmış birçok vücutçu tarafından en çok
tutulan çalışma tekniğidir. O da şöyledir; bir çalışma
gününde üst vücut çalışma hareketleri,
diğer çalışma gününde alt vücut çalışma
hareketleri. Yani her ayrı çalışma gününde çalışma
hareketlerini sırasıyla üst-alt-üst-alt-üst-alt-vücut
hareketlerine ayırarak. Böylece de üst ve alt vücut
adalelerini iyice dinlendirmiş olarak korkmadan çalışmak. Ama
öyle bir yöntemde vardır ki; günümüzde
çoğunlukla bu uygulanmaktadır. Bir gün; Göğüs
- sırt - bacak - bel Diğer gün ise; Omuz - kol -
bel. Bunun nedeni şudur, bacak hareketleri yaptığımız zaman eğilip
kalktığımızdan, kollarıma göre daha çok zorlandığımızdan
dolayı göğüs bölgemiz (ciğerler, kalp) bundan
etkilenmektedir. Ve o bölgede açılmış olur. O gün o
bölge çok daha rahat çalıştırılır. Sırt’a
göğüsle ilgili olduğu için onu da aynı güne
vermek doğru olacaktır. Omuz ve kol ise birbiriyle doğrudan
bağlantılıdır. Dikkat ettiyseniz birinci gün bir bölge
fazladan bulunmaktadır. Bunun nedeni kol egzersizlerinin çok
teferruatlı olmasıdır (Biceps, triceps, ön kol, üst
kol). Fakat bel hareketi her gündür. Çünkü
ince bir bel ve sıkı bir karın vücutçuyu gösteren
bölgedir.
Adalelere
antrenmandan sonra, tekrar sağlık ve güç kazandırma
süreci nasıl hızlandırılabilir?
Tabii
ki dinlenme ile. Dinlenirken müzik dinleyebilir, kitap
okuyabilir, film seyredebilir, yeni çalışma tekniklerini
kafanızda tasarlayabilir yâda kafanıza ve zevkinize göre
istediğiniz zorlayıcı olmayan her şeyi
yapabilirsiniz. Stres: Dinlenmenin
en büyük düşmanı strestir. Lüzumsuz stres bizi
boş yere harcanan enerjiye sürükleyip götürür.
Ayrıca stres vücudumuz için çok büyük
bir tehdittir. Hazım sistemini derhal durdurur, kalp atışları
hızlanır, derin nefes almalar başlar. Adrenalin ve diğer hormonlar
bütün vücuda yayılır, insanı mücadeleye ve
kavgaya hazır hale getirir. Bu hem ruhsal açıdan, hem de
hayatımızın akışı açısından çok ama çok
tehlikelidir. Stres kronik bir hale gelirse (devamlılık hali)
vücudumuzdaki enerjiyi tamamen alır ve enerjimiz tükenir.
Vücut çalışması sırasında strese yenik düşen bir
kişi antrenmanını kontrol edemez ve bu konudaki kabiliyetini tamamen
kaybeder. Sonuç olarak stresten mutlaka uzak
durmalıyız. Güneş
ve Hava: Güneş
ve hava vücudum gelişmesinde en önemli etkenlerden biridir.
Ülkemiz temiz hava, güneş ve deniz bakımından dünyanın
6 ülkesinden biridir. 4 Mevsimin en iyi tarafı, mevsimine göre
sağlıklı beslenme açısından istediğiniz sebze ve meyveleri
yiyebilmenizdir. Normal bir güneşlenme vücuttaki hormon
üretimini harekete geçirir. Bu vücutçular
için tam bir pozitif durumdur. Temiz hava ve derin bir şekilde
nefes alıp vermeler, tüm fiziğimizi güçlendirir.
Sonuç olarak oksijen bir yaşam gereksinimidir. Kendinizi
kapalı yerlerde kalarak bundan mahrum etmeyin.
Antrenman
teknikleri nasıl olmalıdır?
Teknikler
ya hacim yapma ya da yağ yakma konularına yoğunlaşmaktadır. Öncelikle
mucizevî hareket veya teknik yoktur. Mükemmel ve doğru
yapılan teknik vardır. İşin doğrusu kendi yapınıza ve metabolizmanıza
uygun teknikleri keşfetmektir. Çünkü aynı hareket ve
tekniklerin etkileri kişiden kişiye değişebilmektedir. * Güç
gösterisi yapmayın; hareketleri muntazam yapın. Sırf kendinizi
tatmin etmek için zar zor yüksek ağırlıkların altına
girmeyin. Ağır kaldırın ama hareketin tekniğini bozmadan;
aldatmacaları arada sırada uygulayın. Dirseklerinizi kontrol etmeyi
öğrenin, HAREKETİ HİSSEDİN. HEDEF KAS NE KADAR ZORLANIYORSA O
KADAR O ÇALIŞIYORDUR. * Hareketlerde eklemlerinizi
kilitlemeyin. * 1.5-2 ayda bir hareketlerinizi değiştirin,
çeşitlendirin. Böylece kasların hareketlere olan
adaptasyonunu minimuma indirip, gelişebilirsiniz. * Tamamen
dinlenmeden, kaslarınız yenilenmeden çalışmayın. Ağrıyan
kasları çalıştırmayın(büyük kaslar 5 günde
küçük kaslar 2-3 günde yenilenir).Fazla çalışma
(overtraining) gelişememenin en büyük etkenlerindendir. Bir
kaç ayda bir 1-2 hafta ara verin. * Isınmaya önem
verin; sakat olarak çalışamazsınız. Isınırken, set aralarında
ve antrenman sonlarında esneme hareketlerini yapın. Esneme kaslara
daha fazla büyüme olanağı sağlar. * Aynı bölgedeki
kasları çalıştırmaya özen gösterin. Böylece
kanı aynı bölgede toplayıp dağıtmazsınız, tam bir pompalama
sağlarsınız. Pompalamak kası tamamen yorup esnetir. * Aralarda
meyve suyu, limonata gibi karbonhidratlı içecekler tüketin.
* ADAM GİBİ ÇALIŞIN. KALDIRIYOR OLMAK İÇİN VE NE
KADAR AĞIR KALDIRDIĞINIZI GÖSTERMEK İÇİN ÇALIŞMAYIN.
YOKSA OLDUĞUNUZ YERDE SAYARSINIZ!
Yoğunluk
çalışması ve hacim yapmak nasıl olmalıdır? Az
ama yoğun çalışmak. Hacim yapmanın en önemli kuralıdır. *
Ağır çok ağır çalışın. * Haftada 3 kere çalışın.
* Büyük kaslar için 8set*6 tekrar, küçük
kaslar için 5*6 yapın. * Aralarda 2-3 dakika dinlenin. *
1 saatten fazla çalışmayın. * 15-20 dk. ısının. * Çok
yiyin.(4000-5000 kcal,250-400 gr protein) İşte sizi yoğunluk
çalışmasında kullanabileceğiniz 3 teknik:
Tekrarlanan
efor tekniği nedir? Kas
gerilimini ve kasın limitlerini yükselten, etkili bir tekniktir.
Maksimum olmayan bir ağırlıkla ağırlığı arttırmadan 3*8'i
bitirmektir. Yani bütün gücünüzle 3*8'i
yapabileceğiniz ağırlıkla, tükenene kadar kadar. Örneğin
100kg ile bench press 'te ancak 8 tekrar yapabiliyorsunuz, iş bunu 3
set yapabilmektedir. Burada esas olan bu 3 set'i çıkarabileceğiniz
ağırlığı ayarlayabilmektir. Böylece zamanla bu ağırlık
yetmeyecek ve gelişme duracaktır. Bu nedenle ileride ağırlığı
arttıracaksınız.
Maksimum
efor tekniği nedir? Güç
artışını sağlayan en önemli tekniktir.%90'un üstündeki
ağırlıklarla yapılan çalışmaların en iyi güç
artışlarını sağladığı ispatlanmıştır. Teknikte maksimum ağırlıkla 1-3
tekrar yapıyoruz ve antrenman başına 1 hareket seçiyoruz. Bu
hareketi de en fazla 2 hafta uyguluyoruz, yani 2 hafta sonra başka
bir harekete geçiyoruz. Örneğin;2 hafta bench press,2
hafta squat... Bunun nedeni fazla çalışmadan kaçınmaktır.
Tabii ki temel hareketleri yapıyoruz.(bench press, squat,
good-morning, deadlift, barbell row, barbell curls, leg press, behind
neck, tricep extension...)3 tekrar çıkarabileceğimiz bir
ağırlıkla başlıyoruz ve 1 tekrara kadar ağırlığı arttırıyoruz.
Dinamik
efor tekniği nedir? Bu
teknikte ağırlıktan çok hız önemlidir. Ağırlık harekete
göre %50-%70 arasındadır. Bu ağırlıklarla da olabildiğince hızlı
bir şekilde tekrarları yapıyoruz. Genelde 8 set* 2-3 tekrar. Bu
teknikle mükemmel bir güç artışı ve hacim
sağlayabilirsiniz. Özellikle ani gücü arttırmada çok
etkilidir.
Set
çeşitleri nelerdir? -
Tek set-Özellikle yeni başlayanlar için egzersiz başına
bir set uygulanması.
-
Üçlü set:
En çok uygulanan kaşık uygulama. Çoğu kişiye yeterli
gelişimi ağlayabilmektedir. -
Split sistemi:
Kas gruplarına göre antrenmanların ayrılmasıdır. Üst
vücut/alt vücut veya biceps/triceps/omuz ya da göğüs/sırt
gibi. Varyosları deneyerek en uygununu bulmalısınız. İleri seviyede
sabah/akşam olarak çalışılabilir. Ayrıca 1 saatten fazla
çalışmanın testosteron seviyelerini düşürmesi
nedeniyle kullanılmalıdır. -
Piramit sistemi: Ağır
kilolarla ve düşük tekrarlarla başlayıp az kilo ve yüksek
tekrarlarla bitirmek. -
Süper setler: İki
setin aralıksız olarak uygulanması. Ters kaslarda uygulanırsa etkisi
artmaktadır. * Bench press-8 tekrar * Enseye barfiks(kanat)-8
tekrar * 2-3 dakika dinlenme ve tekrar -
Dev setler:3
veya daha fazla aralıksız set. Biceps-triceps-omuz v.s gibi. Set
sayısı arttıkça dinlenme zamanı artmaktadır, süper
setlerde 2-3 dev setlerde 5-6 dakika olabilir. Bu tür aralıksız
setler ileri seviyede olanlar tarafından uygulanmalıdır. Zira kaslar
üstünde yüksek bir baskı ve zorlama olmaktadır. Güzel
tarafı ise antrenman süresini bayağı bir kısaltmasıdır.
Yağsız
Kas Geliştirme nasıl sağlanır? Bu
teknikleri uygularken dinlenmeye özen gösterin ve fazla
çalışmadan sakının. Unutmayın BÜYÜK AĞIRLIKLAR BÜYÜK
KASLAR YAPAR. Kas kütlenizi geliştirmek iki şeye bağlıdır. İlk
olarak toplam kalori alımını arttırmalısınız böylece daha yoğun
ağırlık antrenmanına yakıt sağlamak için yeterli enerjiye
sahip olursunuz ikinci olarak yeni kas dokuları oluşumu için
daha fazla protein almalısınız. Yağsız bir kas kütlesi elde
etmek için beslenme oranınız; %50-55 karbonhidrat, %35-40
protein, %10 yağ olmalıdır. Uygun miktar kalori alımını belirlemek
için aşağıdaki yöntemleri takip edin. Şunu aklınızdan
çıkarmayın ki, bu kurallar %12 yâda daha az oranlı vücut
yağına sahip erkekler için dizayn edilmiştir. Vücut
yağınız daha da yüksekse o zaman ilk olarak yağlardan kurtulmaya
konsantre olun. Vücut yağınız daha az olduğunda, kalori alımını
arttırabilirsiniz.
Daha
Fazla Kas Geliştirmek İçin Özel Besinler nasıl olmalıdır?
Ne
yediğinize çok dikkat etseniz bile fizik ve performansınızı
geliştirmek için ekstra yollarda vardır. Aşağıdaki ürünler
mümkün olduğu kadar çok kas gelişmesine yardım
ederler. Ekstra
besinler:
Genellikle toz formunda olup tercihiniz olan içeceklerle
karıştırılarak tedarik edilir. Bunlar özellikle kas gelişimi
için değişik formüllerde ve kombinasyonlarda
hazırlanmışlardır. Özel hazırlanmış saf proteinler ve
karbonhidratlar ve de %20-25 biyolojik değeri yüksek
proteinlerden +%60-70 kompleks karbonhidratlardan ve %10-20 mikro
besleyici maddelerden oluşmaktadırlar. Ekstra besin içecekleri
ayrıca günde dört ila 6 küçük öğün
yapmayı da kolaylaştırırlar. Creatine: Az tekrar büyük
ağırlık çalıştığınızda dışarıdan tedarik edin. Kas
hücrelerindeki yükseltilmiş Creatine seviyeleri protein
sentezini canlandırır ve buda hacim kazanmanıza sebep olur. Eğer bunu
denemek isterseniz ilave Creatine alımı kaçınılmazdır, çünkü
besinlerden elde etmek oldukça zordur. Günlük
ortalama 5gr alınız, 1,5 ay devam ediniz. Sonra 15 gün ara
veriniz ve g gr şeklinde 1,5 ay daha devam ediniz. L-Glutamine:
Proteinden elde edilen süper bir aminoasittir. Ağır ve şiddetli
antrenmanlar sırasında L-Glutamine kas dokuları tarafından dışarı
atılarak bağışıklık sistemini desteklemesi için bağırsak
sisteminin içine girer. Bu kasları L-Glutamine 'den yoksun
bırakabilir ve gelişimini engelleyebilir. Dışarıdan alınan ilave
L-Glutamine vücudunuzu kaslara asalak olmaktan kurtarır. Günde
5 gr alınmalıdır. Çift
Zincirli Amino Asitler (BCAA): Bunlar
vücuttaki glikoz eksikliğini karşılama yada ağır egzersizler
sırasında oluşan protein çöküşünü önlemek
için kaslarda hızlı yakıt olarak kullanılır. Antrenmanlardan
önce 5 gr ve antrenmanlardan sonra 5 gr şeklinde alınız.
|